İran’da, halkın alım gücünün azalmasına ve ağır yoksulluğa karşı başlayan protesto dalgası molla rejiminin saldırılarına rağmen üç haftadır kesintisiz bir şekilde sürüyor. Ekonomik taleplerle başlayan eylemler siyasal taleplerin de içerilmesiyle daha da genişleyerek devam ediyor. Milyonlar siyasal baskıya, sansüre, şeriata ve idam cezalarına karşı sokakları doldurmaya devam ediyor.

Öte yandan molla rejimi ayaklanan milyonlara karşı idam ve kurşunlamayla katliam pratikleri sergiliyor. Yüzlerle ifade edilen ölümler, binlerle ifade edilen gözaltılar ve işkenceler molla rejiminin sabıkasını ortaya koyuyor. Bu kısa zamanda ortaya çıkan vahşi şiddet aynı zamanda 47 yıllık molla rejiminin bir özeti gibi adeta. Ancak katliam, iftira ve kara çalmalara karşı geri adım atmayan İran ve Kürdistan halkları sokağın esas gerçeğinin de fotoğrafı haline geliyor.

İran halkı mücadeleyi büyütürken içerideki düşman molla rejimi ve dışarıdaki düşmanları emperyalist ABD ve İsrail ayaklanmaya kendi gölgelerini düşürmek istiyor. Rejim meşru halk ayaklanmasını ABD’ci diye yaftalamak isterken ABD ve İsrail ise molla rejimini tehdit ederek özünde halk ayaklanmasını yozlaştırmayı hedefliyor. 47 yıl önce yine halkın devirdiği Şah’ı şimdi de kendi vekaletinde bir seçenek olarak sunuyor. Molla rejimi ise bu propagandaya dayanarak ayaklanmanın meşru zeminine saldırıyor. Bu propaganda çalışmaları halkın meşru ayaklanmasının dayandığı gerçekleri ortadan kaldıramaz. Süren sokak ayaklanması aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda da ortaya çıkan ve zirvesini 2022 Mahsa Amini eylemlerinde bulan ayaklanma geleneğinin bir parçası olarak ortaya çıktı.

Ayrıca İran halkının bugün eylemlerde de koruduğu anti-ABD’ci çizgi yine geçmişten bugüne taşınan bir gelenektir. Bu hassasiyete dayanarak mevcut rejimin eylemleri atıllığa sürüklemek istediğini görebiliyoruz. Ancak sokağa taşan hareketin önceki deneyimlerinden biriktirdiklerini görmek mümkün. Özellikle eylemlerde ayaklanmacıların rejim güçlerine karşı kullandığı savunma ve şiddet daha da örgütlü ve militan bir hatta ilerliyor.

İran halklarının ayaklanma gerçeğinin somut bir hedefte başarıya ulaşmasını belirleyecek olan şey elbette ona önderlik edecek güçlerin sınıfsal konumuna ve rejimi yıkma kararlılığına bağlıdır. Sokağa bakıldığında kitlelerde bu kararlılığı görmek mümkün. Başta işçi konseylerinin, memur sendikalarının, öğrenci hareketi, kadın hareketi ve Kürt hareketinin etkisi potansiyel olarak kitlelere önderlik etme gücünün isyanın içinden çıkabileceğini de gösteriyor. Birçok isyanı kanla bastıran kapitalist molla rejimi her yeni isyanda kendi sonunu daha fazla görmektedir.

İran proletaryasının ve ezilen halkların gelecekteki başarıları 47 yıllık statükonun ortadan kaldırılması sorununda düğümlenmiştir. Bugün İran’daki sınıf mücadelesinde zincirin ana halkası molla rejiminin tasfiyesidir. Bu düğümün çözümlenmesi başta sınıf mücadelesinin araçlarının gelişimi olmak üzere ayaklanmalarda dile getirilen politik ve ekonomik taleplerin hayata geçmesinin ön koşullu haline gelmiştir. Sokak eylemlerinde bu vurgunun ortaya çıktığı sloganla İran halklarının meşru mücadelesini selamlıyoruz:

Ne Şahlar Ne Mollalar: Kahrolsun Zalimler!

Trend