1 Mayıs, işçi sınıfının ülkede ve dünyada direnerek kazandığı bir gündür.  O yüzden 1 Mayıslar ekonomik mücadeleyle sınırlı taleplerin gündeme getirilmesinden fazla bir içerik taşıyarak işçi sınıfının burjuva siyasetten bağımsızlaştığı sembolik ve tarihsel bir gündür. 

Ülkede de 1 Mayıs o sene içindeki siyasal gelişmelerin sınıfın gözünden nasıl okunduğunu göstermelidir. 1 Mayıs, 1 Mayıs gününden ibaret değildir. Sınıfın politikleştiği, sınıf kavgasının yükseldiği ve bütün bir seneyi etkileyecek politik gücün kendisini gösterdiği gündür. Geçmişten bugüne 1 Mayıs yasaklarının esas sebebi işçi sınıfının burjuvaziye karşı oluşturacağı potansiyel gücün engellenmesidir. Ülkedeki fiili Taksim 1 Mayıs’ı yasağı bunun en önemli kanıtıdır. Çünkü her bir Taksim 1 Mayıs’ı işçi sınıfının gövde gösterisine dönüşmeyi başarmıştır. Bu gerçek tarihsel olduğu kadar günceldir de. 

2025 1 Mayıs’ından 2026 1 Mayıs’ına Ne Kaldı?

Geçen seneki İstanbul 1 Mayıs’ında iki çizgi ortaya çıkmıştı. İstanbul’da açığa çıkan bu iki çizgi İstanbul’la sınırlı olmayan iki çizgiydi ancak İstanbul’da en somut biçimini yakalamıştı. İlki tarihsel ve güncel manası olan Taksim 1 Mayıs’ı mücadelesi, ikincisi kitlesel 1 Mayıs iddiasıyla yola çıkan Kadıköy çizgisiydi. Tekrar hatırlamak gerekirse 2025 1 Mayıs’ı kendisini 19 Mart’ın dalgasına bindirmiş, onu yalnızca sosyalistlerin gündemi olmaktan çıkarmış, sokaklara dökülen gençliğin ve işçi sınıfının yüzünü kendisinden tarafa çevirmişti. Solun baktığı yöne bakmaya merak ve heves kazanan özellikle gençlik hareketi 1 Mayıs’a 19 Mart’tan kalan dinamizmle girmişti. 

Taksim’in gerçekçi bir talep olduğunu hiçe sayıp düzen içi siyasetin kuyrukçuluğunu yapanlar o dinamizmin sönümlenmesinde önemli pay sahibidir. 2026 1 Mayıs’ı çok benzer argümanlarla 2025 1 Mayıs tartışmalarının neredeyse bir tekrarıydı. Şu farkla, 2025’in gerçekliğini ve önemini kavrama işini biçimsel bir boyutun ötesine atlatamayanların gölgesinde, A noktasından B noktasına gidilemeyen bir sonuç bıraktı. A noktasını 2025 1 Mayıs’ı ve B noktasını 2026 1 Mayıs’ı olarak düşünürsek, A noktasında kalındı. 

Kadıköy 1 Mayıs’ı için söylenen kitlesellik iddiası iki sene üst üste boşa düşmüştür. Bu tek başına bir alan tartışması değildir. Bu Kadıköy ve somutlaşan eğilimin kitle çizgisinin bile gerisinde olduğunun bir göstergesidir. Ayrıca Kadıköy’de 1 Mayıs’ı mümkün kılan durum taksim eğilimi olmasının doğrudan sonucudur.

Taksim fikrinde somutlaşan durum nesnellikle iradenin kesiştiği nadir anlardandı. Dolayısıyla burayı güçlendirecek anlayış nicelikle ifade edilmeyecek siyasal sıçrama anlarından biri olabilirdi. 2026 1 Mayıs’ında kaçırılan şey özü itibariyle buydu. 

Bahsettiğimiz geri adımların elbette kökleri daha derindedir. 1 Mayıs’ta emekçilerin kürsüsü yerine çeşitli burjuva muhalefet unsurlarına söz verilmesi, enternasyonalizm yerine ulusal – şoven programların tertip edilmesi ideolojik ve pratik açıdan kazanılması gereken 1 Mayıslar gerçeğini bize gösteriyor. 

1 Mayıs’ı Kazanalım!

AKP-MHP iktidarının sınıf düşmanı politikaları salt ekonomizmle veya burjuva muhalefetin ajandasına teslim edilmiş bir sendikacılıkla aşılamaz. İşçi sınıfının bağımsız eylemi burjuva muhalefetten de kesin çizgilerle bağımsızlaşmalıdır. Sarı sendikacılık, sendikal bürokrasi, kitle çizgisinde siyaset bu bağımsızlaşmamanın doğrudan sonucudur. 

İktidar ve burjuva muhalefetin vekillerinin, belediye başkanlarının, bürokratların ve benzerinin geçişkenliğinin en çok yaşandığı bu dönemde ihtiyaç olan devrimci politika nesnellik ve iradenin kesiştiği noktalarda siyasal sıçrama, nefes alma alanları açmalıyız. Bu iktidarın politikalarının çok yönlü teşhirini içerir. Siyonizmle işbirliğinden NATO güçlerinin ağırlanmasına; yoksulluktan dinci gericiliğe kadar her bir sorunla iktidarın karşısında sınıf endeksli bir siyasetle çıkmak bütünlüklü bir görevdir. 1 Mayıs bu mücadelelerin kazanılması ancak bu görevlerin yerine getirilmesiyle mümkündür. Önümüzde iktidarın 1 Mayıs yasaklarından ve burjuva muhalefetin gölgesinden kurtarılarak kazanılacak 1 Mayıslar gerçeği hala durmaktadır.

Trend