AKP-MHP iktidarı yıllardır siyasi baskılarla ayakta durmaktadır. İktidarının başından bugüne kadar başta devrimci muhalefet olmak üzere bütün toplumsal muhalefete dönük saldırılarının esas sebebi sokak mücadelesinin önünü kesmektir.

Mevcut iktidar halktan meşruiyet kazanma ve rıza üretme gücünü kaybetmiştir. Yıllardır merkezileştirdiği devlet gücünü sermaye lehine topluma karşı kullanmaktadır.

Son birkaç yıldır ise bu saldırganlık oligarşi içi klik savaşı olarak ortaya çıkmaktadır. İktidar burjuva demokrasisiyle dahi hesaplaşmaktadır. CHP’nin yönetimini değiştiren karar bunun en çarpıcı noktasıdır.

Bu sürecin başından itibaren toplumun öfkesini soğuran, sandık çağrıları yapanlar, AKP nizamının hukukuna bel bağlayanlar iktidarın saldırılarının önünü açmış ve açmaktadır.

NATO’ya bağımlı AKP-MHP iktidarı, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda emeğe, işçi sınıfına saldırarak ayakta kalmakta. Tam da bu nedenle bu düzen seçim sandıklarıyla, iktidarın çizdiği sınırlarda muhalafet yapmakla ortadan kalkamaz.

Bu saldırılar sözlü kınamalarla, sandığı adres göstermekle durdurulamaz. Saldırı çemberinin bu kadar genişlediği noktada esas olan sokakta AKP’nin çizdiği sınırları kaldırmaktır.

CHP’nin şu ana kadar çizdiği sınırlarda muhalefet yapanlar bu saldırıların daha kapsamlısını çok zaman geçmeden görecektir. Son yaşanılanlarla birlikte, burjuva iktidarına karşı mücadelenin burjuva muhalefet yedeğinde ve düzen muhalefeti yöntemleriyle yapılamayacağı ortaya çıkmıştır.

Tutarlı bir toplumsal muhalefet AKP’nin bu dizginsiz saldırılarına karşı sokakta yan yana gelmekten geçer. Sosyalizm ve demokrasi güçlerinin birlikte bu saldırıları karşılaması dışında bir seçenek yoktur.

Ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Trend