AKP-MHP iktidarı her geçen gün baskı politikalarını sistematik bir noktaya getirmiş ve iki eliyle tüm gücüyle toplumun boğazını sıkmaya devam etmektedir. Kürt halkı ve sosyalistlerin her zaman başından eksik olmayan devletin şiddeti ve baskısı bugün oligarşi içerisindeki mücadeleye sıçramıştır. Egemen sınıfın kendi içerisindeki ‘klik’ mücadeleleri her zaman olmuştur ancak uzun süredir bu denli fütursuz ve aleni bir boyut kazanmamıştır. AKP-MHP iktidarı kayyum politikaları, tutuklama furyaları, katliam pratikleri, emek düşmanlığı ve sıralayacağımız birçok hususla burjuva demokrasisi ile dahi hesaplaştığını bizlere göstermiştir. Ancak bir süredir CHP başta olmak üzere İmamoğlu şahsında kendini gösteren iktidarın hedef politikaları, bu baskının artık herkes için geçerli olduğunu, çemberin daha da genişlediğini bizlere göstermiştir. Sosyalistler uzun bir süredir bu çemberin genişleyeceğini söylerken iktidarın ‘nizamına’ ve ‘hukukuna’ bel bağlayanlar, düzenin sınırlarını aşmayan siyasete sarılanlar bu siyasetin sonucunda mutlak bir yenilgi alınacağını unutmasınlar.
Bugün hala seçim, sandık, meşruiyet tartışması yapanlar AKP-MHP iktidarının yolunu açıp bu saldırıların devamını oluşturacak sürecin koşullarını oluşturanlardır. İşçiler ve ezilenler egemenlerin olmayan meşruiyetini ancak sokakta ortaya çıkartabilir. Yıllardır açlıkla ve ölümle yaşayan halklara sokağı yasaklayan zihniyet bugünden sonra geçmişten ders çıkarmaz ise iktidarın ancak koltuk değneği olarak kalacaktır.
AKP-MHP iktidarının düzenine gerçekten son vermek için tüm sosyalizm ve demokrasi kuvvetlerinin hep birlikte bu süreci sokakta omuz omuza karşılamaları dışında gidecekleri bir yol yoktur.
Ya hep beraber ya hiçbirimiz!




