Suriye’de emperyalist müdahaleyle iktidara getirilen IŞİD artığı selefi-cihatçı HTŞ’nin son üç günde sivil Alevilere dönük başlattığı katliamda binlerce sivil vahşice katledildi.
ABD, AB, Körfez Ülkeleri ve Türkiye HTŞ’yi meşrulaştırmak istese de bu örgütün özünde IŞİD zihniyetini taşıdığı iktidara geldiklerinden yaptıklarıyla ortada.
SDG’nin öncülüğünde korunan Rojava ve öz örgütlenmeleri olan Dürzi bölgeleri dışında bütün Suriye’de cihatçı bir yönetim uygulayan HTŞ emperyalizmin desteğini sağlayarak iktidarda kalıyor. Öyle ki Şam’ın güneyine kadar işgali genişleten İsrail’e karşı tek bir kurşun sıkmadılar, herhangi bir açıklamada dahil bulunmadılar. İsrail’in Filistin’de elini güçlendiren en önemli olay cihatçıların Suriye’de iktidarda kalmasıdır.
Emperyalizm ve işbirlikçi iktidarlar Suriye’de gelişen iç savaşı daha da kanlı bir soykırım aşamasına getirdi. Kravat ve takım elbiselerle pazarlanmaya çalışılan HTŞ, özünde bir IŞİD artığı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca hatırlanmalıdır ki Ezidilere dönük gerçekleşen katliam, Kobanê’de yaşatılmak istenen Kürt katliamı bu zihniyetin yapacakları katliamları göstermektedir. Kobanê’de enternasyonal dayanışmayla püskürtülen bu zihniyet bugün de nasıl bir dayanışmanın sergilenmesi gerektiğini gösteriyor.
Suriye’de gerçek çözümün yolu ezilen halk ve inançların enternasyonal birliğinden geçer. Bunun koşulları mevcuttur. SDG mevcut süreçte bugüne kadar kayıtsız kaldığı bu süreci tarihsel bir dayanışma görevi olarak görmeli ve bunun zemini olmalıdır.
Yakın zamanda ve hızlı gelişen politik atmosfer göstermiştir ki emperyalistlerin planları ve onların dümen suyunda cihatçı çeteler barışı inşa edemez. Barış ezilen halkların ve inançların kardeşliğiyle mümkündür.




