Siyasal Alevi(cilik) palavrası konusuna girmeden bu kavramın neden şimdi hortlatıldığına bakmamız gerekiyor.

Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) önderliğindeki cihatçı çetelerin iktidarı kendilerinin dahi beklemedikleri kadar çabuk bir şekilde ele geçirmesiyle Arap Alevileri için katliamlara gebe karanlık bir dönem açıldı. HTŞ lideri Colani uluslararası meşruiyetini sağlamak için takım elbiseler giyip, dünyaya ılımlı mesajlar vererek değiştiklerini iddia ediyor olsa da sahadaki durum elbette bunun tam tersi. İktidarı alır almaz önemli bir kısmını Uygur ve Özbek cihatçıların çektiği HTŞ birlikleri Arap Alevilerinin çoğunluğunu oluşturduğu Tartus ve Lazkiye şehirlerinde adeta Alevi ‘avına’ başladı. Gecenin bir yarısı evler basılıyor, insanlar yere yatırılıp ‘köpek’ gibi havlatılıyor, direklere bağlanıp video çekiliyor ve sayısız Alevi öldürülüyor. Bu yapılanların hiçbirine de elbette herhangi bir ceza verilmiyor. 

Son olarak Arap Aleviliği için çok önemli biri olan Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibinin Meyselun bölgesindeki türbesine yapılan saldırının görüntülerinin ortaya çıkması infiale yol açtı. Görüntülerde türbe ateşe verilmiş içindeki insanlar da öldürülmüştü bu son olay üzerine sokağa çıkma yasaklarına rağmen Humus, Şam, Halep, Lazkiye başta olmak üzere Aleviler birçok kentte sokağa çıktı. Protestolarda “Alevi-Sunni hepimiz barış istiyoruz”, “yaşasın özgür laik Suriye” sloganları öne çıktı. Bu demokratik protestoları HTŞ’nin silah kullanarak bastırmaya çalışması da nasıl bir yönetim izleyeceklerini de gözler önüne serdi. Diktatörlüğü yıktık naraları atan cihatçı çeteler Suriye’de anayasanın yapılmasını 3 yıl, seçimlerin yapılmasını da 4 yıl sonraya bırakarak biz Suriye’de istediğimiz gibi at koşturacağız demiş oldular. Laiklik, kadın hakları, demokrasi bunlar zaten hiç olmaması gereken konulardı biz de hiç olmamış gibi davranacağız dediler. Bundan sonra Suriye’de yaşayan herkes ya bizim izin verdiğimiz kurallar çerçevesinde yaşayacak ya da yaşamayacak restini de Suriye halklarına çektiler.

Kendi çıkarları için bir an önce HTŞ’yi aklamak ve meşrulaştırmak isteyenler tarafından da Amerika ve Avrupa’da  olduğu gibi Türkiye’de de bilinçli olarak sayısız yalan haber ve video  sosyal medyada dolaşıma sokuluyor, deprem zamanı ortada görünmeyen AFAD ekipleri son derece gülünç bir şekilde Sednaya Hapishanesi’nde Esad rejiminin düşmesinden haftalar  sonra insan arıyor, hala yıkılmayan heykeller var denilerek bakın HTŞ sizin bildiğiniz cihatçılardan değil benzeri yalanlarını ortaya döküyorlar tabi tüm bunlar da büyük bir bilgi kirliliğine yol açıyor. Elbette tek bir merkezden yönetilen paralı hesaplar da bu kirliliğini kendi manipülasyonları için kullanmaktan çekinmiyorlar 

Tüm bu yaşananlar ilginç bir şekilde Türkiye’de Devrimciler ve bir grup duyarlı alevi dışında (Arap Alevilerini tenzih ederek söylüyorum) neredeyse ya hiç önemsenmedi ya da klasik bir üçüncü sayfa haberi gibi yorumlandı, Arap Alevilerine karşı girişilen ve devam eden bu katliam zinciri Türkiye’deki Alevi federasyonları ve Alevi dernekleri tarafından protesto edilmeye değer bile bulunmadı. Ülkede bir süredir esen milliyetçilik rüzgarları bu durumda çok etkili olmuş gibi duruyor. Tarih boyunca ezilmiş ve bundan dayanışarak çıkan, dayanışma kavramını hep çok önemseyen Alevi toplumu şu ana kadar gerekli reaksiyonu gösteremedi. Birçok Alevi kurumu da bu konuda taraf olmak bir yana sessiz kalmayı tercih etti.

Tüm bu eylemsizlik ve birlik olamama durumları Alevi düşmanlarına cesaret verdi. Sivas, Maraş, Çorum ve listeyi uzatabileceğimiz sayısız katliama maruz kalmış ve halihazırda da katledilen Alevilere karşı son derece sistematik ve planlı şekilde büyük bir utanmazlıkla saldırmaya başladılar, bu soytarılığın yeni söylemsel adı da “Siyasal Alevicilik” oldu. 

Geçmişte de Levent Gültekin gibi sözde muhalif özde AKP’nin koltuk değneği olanlar tarafından gündem edilmeye çalışılmıştı bu kavram ne en basit bir dayanağı ne de gerçekliği olduğu için tutmamıştı elbette. Şimdi Aleviler katliama uğrarken ve birileri bu gerçeği kamuoyuna duyurmaya çalışırken sarayın propagandacıları organizatörlüğünde tekrar gündem edilmeye çalışılıyor. Büyüklü küçüklü birçok faşist ve dinci hesaplar ısrarla bunu işliyor. Tamamen içi boş ne olduğunu kullananların bile bilmediği ama sürekli sürekli kullanarak literatüre eklemek istedikleri bir kavram. Ülkede bakanından valisine bir tane bile üst düzey Alevi yokken böyle bir söylemin altının doldurulabilmesi de mümkün değil, gerçek amaçları yıllar içinde ara ara vurguladıkları kültürel hegemonya ve bu hegemonyayı kurmak içinde her fırsatı kullanmaya devam ediyorlar.  On yıllardır Siyasal İslam’ın karşısındaki güçlerden biri olan Alevi toplumunu ve içinden çıkardığı devrimci ruhu ‘terörize’ etmeye ve düşmanlaştırmaya çalışıyorlar 

Yakın bir zamana kadar asla paylaşılamayacak Sivas Katliamının görüntülerini cihatçı edalarla paylaşıp troll hesaplar üzerinden Aleviler başta olmak üzere onlar gibi düşünenlere tehditler savruluyor. İktidar devletin kodlarında olan mezhepçi politikalarını yıllardır devam ediyor örneğin Alevi toplumu için ciddi bir histeri olan Hz. Hüseyin’in kesik başının sergilendiği, Hz. Ali’ye küfürler edilmesinin gelenekleştirildiği Emevî Camii’nde namaz kılmak ısrarla gündemde tutuluyor.

Tam da bu noktada devrimcilere görevler düşüyor. İlk olarak topluma bu konu doğru ve yaygın bir şekilde anlatılmalı ve bu konu insanların ana gündemlerinden biri haline getirilmeli. Ardından da Alevi örgütleriyle beraber kitlesel ve etkili eylemlere geçmek zorundayız. Bugün devletin yanında saf tuttuğu IŞİD ve El kaide artığı HTŞ’nin gerçek yüzünü ortaya koymanın ötesinde kimsenin savunamayacağı hale gelene kadar teşhir etmeliyiz.

Katliamı savunan, ‘Siyasal Alevi’ gibi kavramlar uydurarak bunun çığırtkanlığını yapanlara her alanda, her şekilde ağzının payını vermeli o lafı çıktığı yere geri tıkmalıyız. Bu gündem özelinde Alevi halkı başta olmak üzere ezilenlere yönelik her türlü aşağılama ve katliam girişimine karşı da sosyalistler olarak Çorum direnişinin ruhuyla en ön safta durmak zorundayız.

Bizim tarihten gördüğümüz de öğrendiğimiz de budur.

Trend